Kadir Atıcı

İslam ve Estetik

Kadir Atıcı

Önemli ve deruni bir konu…

İslam’ı, sanat ile hayata yansıtma çabası, bir incelik, bir nedamet ve bir endam katmak, hayata dair her şeye bir mana yüklemek…

İslamın sanata, sanatın hayata yansıması…  

Evet, estetik Yunanca “aisthesis” veya aisthanesthai” kelimelerinden gelmektedir. Duyum, duyular, algı,  gibi anlamlar taşır. Bu kelimelerden çıkarılabilecek olan, estetiğin, duygusallığın sağladığı bilgilerin bilimi olmasıdır.

İlk çağlardan itibaren insanların kendilerini ses ile ifade etmeleriyle gelişen her türlü fonetik sanatın arkasında insanın duygu ve düşüncelerindeki güzellik ve estetik yer alır. İnsanların uğraştıkları, mimarîden peyzaja, resim yapmaktan hat sanatına bütün biçimlendirme sanatları ruhun estetik kaygısı ile gelişmiştir. Güzellik ve estetik gücünü ruh ve manadan aldığı için dolayısıyla insanların iç dünyasını biçimlendiren mistik inanç ve dinler ile de çok alakalıdır. Hatta sanatın ortaya çıkışını açıklamaya çalışan teoriler arasında en güçlü olanı din ve büyü teorisidir ki, insanaların ruh ve mistik inanışlarını sanatın kaynağı kabul eder.

Estetik, güzelin etkinliğidir. 

Ayrıca estetik, güzelin dışında çirkin, yüce, zarif olarak nitelediğimiz varlıkları da konu edinir. Özellikle güzelliğin felsefesi olarak doğada bulunan veya insan tarafından yapılmış olan güzel şeylere yönelir; güzel diye nitelenen değerleri analiz eder. Estetikte, güzelliğin ne anlama geldiği, güzel olarak nitelenen varlıkları güzel yapan faktörlerin neler olduğu irdelenir. Güzelliği sadece sanat alanıyla sınırlayan, sanatın ne olduğunu sorgulayan, sanatçının etkinliğini ve sanat yapıtlarını irdeleyen düşünce biliminde sanat felsefesinin konuları içinde yer alır. 

Sanat, hayal gücü, yetenek ve yaratıcılık gerektiren bir insan etkinliğidir. 

Peki, sanat nedir? Sanatın ne olduğu konusu çağlara, toplumlara, üzerinde durulan sanat alanına göre bazı değişiklikler göstermektedir. Sanat, insani bir faaliyet olduğu için, insanı etkileyen her şey, doğal olarak sanatı da etkilemektedir. Sanat, sanatçıya bağlı bir ürün olarak sanatçının kişiliğinden ve orijinalliğinden de büyük ölçüde etkilenir. Ama bütün sanat eserleri kişilerde estetik bir zevk ve heyecan uyandırır; beğenilir, takdir edilirler. 

Birde İslam’da sanat ve Estetik vardır ki bu iki kavram aslında mutlak güzele ulaşmaktır. Güzeli arama ile doğanın iyileştirilmesi arasında yakın bir bağın olduğu düşünülmektedir. Sanatçı, evrenin içindeki karmaşıklığını ve karışıklığını içsel olarak hisseden ve algılayan dünyada var olma yolunu geliştirdiği için estetik kaygı taşımaktadır.  

Kesb-i kemâl  seyr-i cemâl / güzellik temaşası insanı olgunlaştırır.

Turan Koç bu durumu İslam Estetiği kitabında şöyle bahseder; “İslam sanatının epistemolojik gayesi, yani bize bildirmeye çalıştığı şey görünenin arkasındaki görünmeyene ulaşmak, pratikteki gayesi ise dünyayı ve hayatı güzelleştirmektir. İslam’da din ve dünya diye iki ayrı alan telakkisi olmadığından, İslam sanatları da olanca metafiziksel boyutlarıyla, hayatın her köşesini, her mekânı ve her türlü malzemeyi sürekli göz önünde bulundurduğu ilkelere sadakatle güzelleştirme yoluna gitmiştir. Tasavvufta, “kesb-i kemâl  seyr-i cemâl” diye bir özdeyiş vardır; yani, insanı kulluk bilincinin, Allah’ın cemalini, tabiattaki güzellikler üzerinden seyir ve temaşaya dönüşmesi. Öte yandan, genel olarak tasavvufi bakış açısına göre, bütün âlem ilahi bir güzelliğin suretidir veya Allah’ın cemalinin mazharı, yani görünme yeri olmaktan başka bir şey değildir.”

Güzel görüp güzel düşünme dileğiyle sağlıcakla kalın…

Yazarın Diğer Yazıları